Hoşgeldin Bahar

bahara merhabaYarın 6 Mart, “Cemre’nin” toprağa düşme zamanı. Doğa, içinde gizlediklerine sihirli değneği ile dokunacak. Tüm canlıların uykusundan uyandırma, rehaveti giderme görevini verdiği “Cemre” sayesinde ısıtacak içimizi. Derinlerde saklı gerçekleri ile yüzleşmeye uyandırıyor herkesi. Kış gitmemek için ayak diretir, yaz gelmek için çabalar, olan aradaki muhteşem zamana olur. Cennet ülkemin Yin ve Yang döngüsü sayesinde dört mevsimi yaşıyoruz. Ancak bu kadar güzel ve dengeli olabilirdi mevsim döngüleri.

Taze çiçeklerin kokusu sarmaya başlayacak dört bir yanı. Şimdiden duyumsar gibiyim; karanfilleri, mor sümbülleri, nergisleri ve lavantaların güzelliklerini hatta, dalga dalga esen ılık rüzgarın getirdiği eşsiz kokularını.

Ve erik ağacının beyaz çiçekleri, kuşların cıvıltısı, gülümseyen güneş, pırıl pırıl bir gökyüzü. Sizinde bunları düşününce içiniz ısınmıyor mu? Ya kanınız, kaynamıyor mu? Cenneten selam getiriyorlar sanki, sırf düşüncesi bile insanı mutlu etmeye yetiyor. Kışın üzerimize kılıf gibi giyindiğimiz karanlığın isinden, yapışık inanç ve düşüncelerden arınma, temizlenme vaktidir bu vakit.

Baharcık yolda, tazelenmek ve yeniye yer açmak için, muhteşem bir zaman döngüsü bizi bekliyor. Her yıl, 1 Mart’da Annem bahar temizliği yapardı. Bahçeli, müstakil bir evde büyüdük. Şimdinin betonarme evlerini ve tanımadığımız komşuları da düşününce, kendimi çok şanslı hissediyorum. Temizliği kıyı, köşe bucak diye değil “verilecekler, atılacaklar, yenilenecekler” diye yapardı. Uyanma zamanı malümunuz, bir de evi üstten süpürürdü çalı süpürge ile yere değdirmeden. “Pireler, böcekler ve zararlılar dışarıya, bahar içeriye” diye tekrarlayarak. Feng Shui’ye %100 uygundur ibaresi ile birlikte arınma, şifalanma ve dinginlikde yanında promosyon şeklinde olunca “her Mart yeniden doğumdur evler için.”

Öncelikle kendinize bir liste yapmakla başlayın. “Atılacaklar, verilecekler, yenilenecekler” diye.

aile ile birlikteEşinizden, aile bireylerinden veya ev arkadaşlarınızdan yardım alarak yola çıkmanızı tavsiye ederim. Ortak kullanım alanlarımızın da dengeye gelebilmesi için işbirliği şart. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” öyle değil mi? Sadece kendinize dair yapacağınız dönüşüm bile oldukça büyük farkındalık oluşmasını sağlayacaktır. Lakin çekirdek ailenin el ele vermesi ile yapılan yardımdan doğan mutluluk daha büyük bir oluşuma katkıda bulunacaktır. Belki iş bölümü yaparak alanlarınızı belirleyebilirsiniz.

Bir liste yaparak başlayın.

  1. Belirli başlıklar hazırlayın; temizlenecekler, atılacaklar, yenilenecekler ve verilecekler.
  2. Evinizi bölümlere ayırın; mutfak, banyo, salon, yatak  odası, bahçe, garaj gibi.
  3. Geri dönüşüm için alan yaratın; çöp, geri dönüşüm, onarılacaklar gibi.
  4. Evde iş birliği yapın.
  5. Boş bir alan bırakın, çıkarttıklarınızı koyabilmek için.
  6. Müzik sesi veya titreşim yaratan bir cihaz kullanın. Durağan enerjiyi harekete geçirmeye yarar.
  7. Tütsü veya koku kullanın, ortamı canlandırmak ve vizyon yaratabilmek için.
  8. Hobi malzemelerinize ve koleksiyonlarınıza özen gösterin.
  9. Onarılacak, tadilat yapılacak işler için, tamir işinden anlamıyorsanız lütfen tamirci çağırın.
Ayrıca; Lütfen başlamadan önce, dürüst olun kendinize. Kaçmadan ve net ifade ederek, yabancı bir gözle ele alın mekanlarınızı.

nereden başlasamEn başta giyinme dolaplarınızdan başlayın. Üzerinden kaç kış geçtiği belli olmayan, giyerim diye tuttuğunuz ve halen yer işgal eden kıyafetleri ayırın. Çizmelerinizi, botlarınızı ve ayakkabılarınıza da şöyle bir dokunun. Yenilenmesi tamir edilmesi gerekiyor mu? En son onları ne zaman giyindiniz? Modası geçmiş, sırf satış politikalarının kurbanı olduğunuz, belki giyerim diye aldığınız kıyafetleriniz var mı? Seyahat ederken kullanırım diye aldığınız çantalara, valizlere ne demeli peki. Azalmış veya tarihi geçmiş makyaj malzemeleri ile ilaç kutunuzu da aynı şekilde elden geçirin. Ve temizlik malzemelerinizi, boyalarınızı da unutmayın. Her erteleyiş biraz daha iş yükü yıkar size.

ceyiz

Ah şu çeyizler yok mu, annelerin özenle hazırladığı ve gençlerin asla kullanmayacağı emekler. Maalesef, nasılda durağan ve kayıp alan yaratır. Ananeden, Dededen kalan biriktirdiğimiz eşyalar, eskilerin sandıkları da keza öyle. Tarihi dokusu nedeniyle elden ele geçen eşyalar, sinmiş onca hayat izleri ile bir köşede öylece bekleyen antikalar. Elinizi süremediğiniz şeyler yaşamınızda da asla dokunamadığınız alanlar yaratır, enerjinizi çekerler. Aman tükenmişlik sendromuna girmeyin sonra.

Sevmediğiniz birisinden gelen ve mecburen tuttuğunuz aksesuarlara ne demeli. Hatta eski sevgili yada boşandığınız eşinizden kalanlar. Tıkalı enerjiler yüzünden, yenisine yer açmak mümkün olamaz ve sürekli geçmişinizi suçlamakla kalırsınız. Akıtan musluklar, kaçıran sifonlar, patlayan lambalarınızı ve elektronik aletlerinizi tamir edin, cebinizdeki kaçağa da böylelikle son verin. Eğer bilmiyorsanız tamir etmeyi lütfen bir ustadan yardım alın, daha kötü sonuçlara neden olmayın. Mutfağınıza da dokunmayı unutmayın. Biriktirdiğiniz plastik kapları, kırık tabakları, eksik bardakları, çatal-bıçak takımlarınızı elden geçirin. Hiç kullanmadığınız ve kullanmayı da düşünmediğiniz yemek takımlarınız varsa birisine hediye edin. Unutmayın sizin eskiniz başka birisinin yenisi olacaktır. Ayrıca kilo problemleri yaşamak istemiyorsanız evinizde ilk gözden geçireceğiniz yerin mutfaklarınız olduğunu bir köşeye not edin.

Banyoların, tuvaletlerin ve lavabolarınızın hijyenine bir göz atın. Giderlerinizin tıkalı olmamasına dikkat edin. Tıkalı bir gider; sinir sisteminizde tahribata yol açan bir giderdir. Kabızlık ve geçmiş ile ilgili sorunlar yaratır. Aynalarınız da çatlak ya da kırık olmamasına,  sırrının eskimemiş olmasına ve sizi net göstermesine de dikkat edin. İnsanın temiz ve özenli bir aynaya baktığında, kişide uyaracağı hisleri düşünün.

Vaktiyle eşinizin veya sevgilinizin size aldığı, bir köşede kurutup sakladığınız çiçekleriniz var mı? Veya potpori olan kurutulmuş, içinde talaşın da olduğu koku versin diye sakladığınız çiçekleriniz? Kuruyan çiçeklerinizi atın lütfen, onlar bir zamanlar canlıydılar ve öldüler. Kimse evinde ceset barındırmak istemez. Mekanlarımızda ölen yakınlarımızı nasıl kurutup bir köşede oturtmuyorsak onlarında doğaya karışmaya ve dönüşmeye hakları var.  Plastik çiçeklerden bahsetmek bile istemiyorum. En sevmediğimiz şeydir Feng Shui de üstelik birde canlısı varken neden gidip plastik olan çiçeklere yer verirsiniz ki. Tabi eskiyip, sararıp solması sizi cezp etmiyorsa. Bu bahar  aşka yer açın ve gidip taze bir çiçek ile ödüllendirin kendinizi. Mis gibi çiçekler ile nefes alan salonlardaki yaşamın hazzına varın. Ayrıca eski kurumuş çiçekleri atın ki yenisine yer açılsın.

çocuk

Çocuklarımızda çiçekler gibidir, onlara vaktinde şekillenebilmeleri için seçeneklerimizi sunmanız gerekir. Zaman geçmekte ve hızla büyümekteler. Çocuklardan geriye oldukça büyük bir yığın ile hatıralar kalmakta. Tabi bunu sadece ebeveynleri olarak sizler biliyorsunuz. Onlar bunları ancak siz hatırlattığınızda veya resimler sayesinde zihinlerindeki izleri yakalayacaklardır. Çocuğunuz için bebekliğine ait birkaç özel eşyasını; ilk çorabı, ayakkabısı, badisi, oyuncağı, resimleri gibi birkaç eşyasını bir koliye güzelce yerleştirip seneler sonra ona hediye etmek için saklayabilirsiniz. Tabi abartmamak kaydıyla. Geri kalan tüm eşyalar geçmişe ve çocuklarınıza sizi bağlayan bağımlılıktan başka bir şey değildir.

“Halil Cibran” şöyle der bir şiirinde;

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,

Onlar kendi yolunu izleyen hayat’ın oğulları ve kızları.

Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler,

Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.

Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.

Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.

Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.

Çünkü ruhları yarındadır,

Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.

Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları,

Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.

Çünkü hayat geri dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.

Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.

Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür,

Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.

Okçunun önünde kıvançla eğilin,

Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar,

Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Çocuklara değinmişken onlara alacağınız oyuncağı almadan önce, birlikte odasında koyacağı yeri belirlemelisiniz. Böylelikle yeni gelecek oyuncağı için yerini bilecek ve oynadıktan sonra oraya kaldıracaktır. Ayrıca fazla oyuncak ile tatminsiz bir kişilik yetiştireceğinizi unutmayın. Çocuğunuzun hayatında her daim olacağınızı düşünerek hareket etmek, onları savunmasız birer birey yapacaktır. Aman dikkat! Zihinsel ve güdüsel sağlığını tehdit etmiş oluyorsunuz. Paylaşmayı bilen bir çocuk aynı zamanda,  mutlu ve yaşamdan haz almayı bilen çocuktur.

ÇekmecelerGelelim evin diğer bölümlerine; çalışma odalarınızda  dergi, gazete ve arşiv olarak biriktirdikleriniz, kullanmadığınız ajandalar, okumadığınız kitaplar, kartvizitler, kalemler, defteler, cd’ler adına ne varsa ciddi elden geçirdiğinizde ne kadar büyük bir alan yarattığınızın farkına varacaksınız. Çalışma odanızdaki sorunlar dikkat eksikliğine neden olabilmekte ve algıda sorunlar yaratmaktadır. Hayatı kaçırmak istemezsiniz değil mi?

düzenlemeVe salonlarımız, oturma odalarımız; yürürken takıldığınız, fazla yer işgal eden, yüzü eskimiş, altı çökmüş mobilyalarınızın sizinle konuştuğunu görmez misiniz? Hatta üzerine örtü serip sırf misafir geldiğinde üzerini açmak için bekleyen misafir takımlarına ne demeli. Eşyalar aslında bizler ile iletişim halindedir fakat onları o kadar kanıksamışızdır ki, hep orada öylece duruverirler. Durağan enerji, biriktirmek ve dağınık bir yaşam sürmek ailelerde kavgalara bile yol açar. Eşyalar; üzerlerine sinen kavgaları, acı ve hüzünleri emerler tıpkı birer sünger gibi. Mekanların duvarları, eski resimler, ölen yakınlarımızın fotoğrafları, durmuş veya bozuk saatler, kurumuş çiçekler de bunlara dahildir.  Zamanı dondurmak istersiniz, acı ile büyütürsünüz sizde saklı olan gerçekleri. Hatta öyle bir hal alır ki evinize misafir davet etmeye zorlanırsınız. Unutmadan yataklarınız, halılar ve perdeleriniz ise evdeki akarların yuvaları dezenfekte etmeyi unutmayın.

Ve bahçelerimiz; kurumuş yapraklar, kurak bir toprak ve ayrık otları ile dolu iken bahara nasıl  gülümsesin? Mis kokulu gülleri, yetiştirmeniz için size nasıl fırsatlar sunsun? Sizin yardımlarınızı bekliyor.

Mekanlarımız sadece içerisi ile ibaret değil. Evlerimize girmeden önce geçtiğimiz yollarda neler var, neler bizi bekliyor bir düşünün. Eviniz ne kadar davetkar, ya bahçeniz? Bahçelerinizin üstüne örtü gibi serilmiş kurumuş yaprakları, çimenlerin arasında çıkan yabancı otları ellerinizle temizleyin. Şifa karşılıklı dönüşümle başlasın. Kurumuş dallar var ise budayın, çelik almak içinde oldukça iyi bir dönem. Toprağınızı havalandırın gübre ve yeni toprak ilave edin. Doğa ana mevsimlik çiçek tohumunun ekimi için güzel bir fırsat sunuyor. Saksılarınızı yenileyip eski toprağınızı tazeleyin. Taze kesilmiş çim kokusunu kim sevmez ki? Gözlerinizi kapatıp çimenlerin üzerinde gezindiğinizi ve çim kokusunun yayıldığını düşünün her yere. Yuvarlanın üzerinde tıpkı çocuklar gibi, nasılda canlandırıyor insanı öyle değil mi? Üzerine basacak toprağınız var ise, inanın çok şanslısınız ona iyi bakın.

Şimdi başınızı soktuğunuz çatı altındaki gerçekler ile karşı karşıyasınız. Elinizi, kolunuzu koyduğunuz, havasını soluduğunuz, çocuklarınızı büyüttüğünüz mekanlarınız da, nelerin hakim olduğuna farklı bir göz ile tekrar bakın.

dağınıklıkFazla eşyalar ile dağınıklık, sağlığın ve bolluk-bereketin önündeki en büyük engeldir.  Bunlardan kurtulmak ve eskisini dönüştürmek sizin dışarıya açılmanızı ve ferahlamanızı sağlar. En azından birkaç yılda bir duvar boyalarınızı yenilemeniz eski enerjilerin dönüşümüne ayrıca katkıda bulunacaktır.

Bu arada yeşili sevip doğayı korumayı unutmayalım. Yapacağımız dönüşümle, çevresel ve kentsel olmasına da özen gösterelim lütfen.


Hoş geldin bahar, sefalar getirdin.

bahar

Tagged with: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
AİLE, ÇEVRE, DÜNYA, Dekorasyon, FENG SHUI "Rüzgar&Su", Gündem, MEKAN ENERJİLERİ kategorisinde yayınlandı

FENG SHUI ile “AŞK ve YAŞAM” Semineri

Şu “Feng Shui” dedikleri ne ola ki?
İlişki dediğimizde aklımıza ilk ne geliyor?
Etrafımızdaki döngüler neler?
Aşka nasıl yer açarız?

Bir çok sorular soruluyor, sorularınızın yanıtı için bugün “BİZZ Kişisel Gelişim Merkezin de” bir etkinlik düzenliyoruz. Akşam saat 19:30 ile 21:30 arasında. Yerleri kısıtlı olduğu için rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

partnerJüpiter günündeyiz yeni deneyimler için oldukça iyi bir gün. Hazır Kuzey Ay düğümleri de yer değiştirmişken ikili ilişkilere sahip çıkma vakti olduğunu düşünüyorum.

Mekanlarınız sizi ne kadar yansıtıyor? Yaşadığımız alanlar bir aynadır. Onlara başkalarının yüreklerini koyarsanız, sizin değil onların gerçekleri ışıldar.

http://bizzkisiselgelisim.com/seminer/feng-shui-ile-ask-ve-yasam-semineri-nihal-demir-ile-27-subat-persembe

Bu akşam “Aşk ile yaşamı bütünleştirmek için püf noktaları”

Yaşamın keyif ve şölen haline dönüşmesi için kaçınılmaz olan AŞK; şimdi “FENG SHUI” ile çok daha kolay…

relationships

5000 Yıllık geçmişi ile, Çin metafizik dallarından biri ve Çin yerleşim sanatı olan Feng Shui, insan ve mekanın, içinde yer aldığı yaşam enerjisinin denge ve uyumunun en belirgin ve aktif örneği.

 

Siz de; Feng Shui öğretisi ile renk, tasarım ve pusula yönlerini kullanarak, daha mutlu, daha sağlıklı, dingin ve bereketli bir yaşamı hayatınıza kolaylıkla çekebilirsiniz. Yaşamın keyif ve şölen haline dönüşmesi için kaçınılmaz olan AŞK; şimdi “FENG SHUI” ile çok daha kolay.

 
love“Feng Shui ile; mutlu ilişkiler, bolluk ve bereket, başarı ve kariyer kolaylıkla hayatınıza geliyor..”

Feng Shui Eğitmeni Nihal Demir ‘in aktif sunumu ile BİZZ Kişisel Gelişim Merkezi’nde yapılacak “AŞK ile YAŞAMI BÜTÜNLEŞTİRMEK İÇİN PÜF NOKTALARI” konulu seminerde, ilişkileri değerlendirirken, ilişkiler adı altında neleri yanlış yapıyoruz ve dışsal etki mekanizmaları neler bunları beraberce öğreneceğiz.

Teorik ve pratik uygulamalarla yapılacak bu seminerde evinizden getireceğiniz yaşam alanlarınızın (salon –oturma odası- yatak odası mekanlarının) fotoları ile AŞK ve YAŞAMI BÜTÜNLEŞTİRMEK çok zevkli olacak.

Aşk’ı hayatınıza çekerken, yaşam alanlarınızı nasıl düzenleyeceğiniz ve kullanacağınız, evrensel enerji ile hepsini nasıl harmanlayacağınız, uzak doğu felsefesinin gizemli dünyasındaki Feng Shui yolculuğu ile hakettiği yer bulmaya hazır.

Seminer boyunca yapılacak çalışmalar:
“Chi” enerjisi, “Yin ve yang” dengesi, Pusula kullanımı, “Kua” sayıları, Aşk, ilişkiler ve ortaklıklar yönümüz
Mekan düzenlemeleri, Aşk ile yaşamı bütünleştirmek için püf noktaları

“Chi” adı verilen evrensel güç sayesinde, yapabilecekleriniz ise;

Yin Yang- Doğru kişiyi bulmak
- Tutkulu bir ilişki yaşamak ya da ilişkinizdeki kaybolan tutkuya yeniden kavuşmak
- Arkadaşınız ve sevgiliniz olan biriyle ilişki yaşamanın keyfini sürmek
- Evrensel beş elementi kullanarak seçtiğiniz kişiyle ne kadar uyumlu olduğunuzu belirlemek
- Feng Shui’de kullanılan dokuz çözümleme aracığıyla evinizin sorunlu alanlarında gerekli düzenlemeler yapın. Oturma odanızdaki koltuklar boşsa, bereketli ve doyum içinde bir aşk yaşamına varan yolu Feng Shui ile katetmek.

ilişkiler
Teorik ve Pratik uygulamalar ile tüm ilişkilere yön verecek ve ışık tutacak olan bu çalışmalar bütünlüğünde, AŞK’a ve YAŞAM’a BİZZ bize büyüteç tutacağız.

LÜTFEN KAYIT YAPTIRINIZ

Tel: 0216 3681450 Gsm: 0532 3522545

Tagged with: , , , , , , ,
AİLE, Dekorasyon, EĞİTİM, FENG SHUI "Rüzgar&Su", Gündem, KİŞİSEL GELİŞİM kategorisinde yayınlandı

Teflon Düşler, Plastik Hayatlar

“Sen yerde olanlara merhamet et ki; gökte olanlar da sana merhamet etsin! Senden aşağı olana acı ki; senden üstün olan da sana acısın.” Hz. Mevlana 

17 Şubat Dünya Kediler günüydü… Doğanın en güzel yaratımlarından sadece biri olan, “kedi canların” her günü kutlu olsun. Hayat süreci içerisinde bana eşlik eden, ayrıca bu yazıyı yazmama vesile olan kedilerime, onların aracılığı ile dünya ana’ya sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Yazım kediler üzerine değil elbette, tabiat anayla var olan uyum ve alışverişimizle ilgili. İnsanoğlu’nun ilk gözlemi; hayvanlar ve bitkilerdir. Bizler yaşamda var olabilmek için onları taklit ettik ve bir takım sonuçlar ortaya çıkardık. Yemek bulma, barınma, ısınma ihtiyaçları için üretmeyi ve yaratmayı öğrendik, lakin üzerinden milyonlarca yıl geçtikten sonra üreten toplumdan, tüketen topluma doğru hızla yol aldık. “Ve kullan-at dünyaya hoşgeldiniz.” Teknolojinin de gelişmesi ile birlikte, “EKO” sistemi göz ardı edip, Tanrısal kimliğe bürünerek “EGO” sistemimizi geliştirmişiz. Hayvanlara yapılan işkenceler, ağaç katliamları beni insanlğımdan utanır hale getirdi. Yere atılan sakızı yemek zanneden kuşlar ve denizdeki poşete takılan canlılar, bizim yüzümüzden hayatını kaybediyor. balık anahtarlıkMalesef çocuklarına eğlence olsun diye alınan plastik anahtarlıklara yerleştirilen minik canlıların ve damlalıkla beslenen bonzai kedilerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz.bonzai kediler

Hatta; “daha lüks yerleşim yerleri inşa etmek için kesilen ağaçların sorumlusu kim?” diye sorduğumda, herkes kurban rolüne bürünüyor. Peki “cellatlar nerede o halde?” diye sormazlar mı? Tam bir kabusa dönen bu korku filminin senaryosunda bizzat bizler varız.

Ne zaman şehir içinde göğün yüzüne doğru uzanan ağaçlar görsem, “burası kesin mezarlık” derim ve yaklaştığımda ise yanılmadığımı görürüm. İyi ki varlar da en azından biraz da olsa onların sayesinde hava alabiliyoruz.

Soluduğumuz hava bile olmasa yaşam döngüsünün olması mümkün müdür sizce?

Peki ya içtiğimiz su, ektiğimiz toprak, bitki ve üzerinde bizlere sunulan binlerce nimetler?
benden bize

 

 

 

 

Makrodan mikroya doğru yol alarak, dünya ana’nın bizlere sunduğu nimetlere karşın biz ona neleri sunuyoruz?

Şöyle bir bakalım ve düşünelim; “Sizce bir anne’nin tüm bu kirlilik ile ilgili ne yapması gerekiyor?

bir avuç toprakÇevre kirliliği

Hava kirliliği

Su kirliliği

Toprak kirliliği

Gürültü kirliliği

Elektromanyetik kirliliği

Görüntü kirliliği

Radyoaktif kirliği

Bir ev düşünün ki; içerisinde tüm bunlar mevcut ve kişi bunlar ile yaşamak zorunda. Tahammülü mümkün mü sizce?

 

 

Şunu unutmayın ki; “Dönüşüm içten dışa doğru başlar”.

İçerisi kirli ise, dışarısı’nın da kirli olmasına şaşırmamak gerek. Dünya bizim asıl evimiz  ve onu temiz tutmak da birincil görevimiz.

Tüm bu olup bitenlerin;  kişinin ve mekanın üzerindeki etkisi ise, sayamayacağımız kadar çok. Kirli bir zihin, birikmiş öfkeler, üretememe, kaygılar, kavgalar, kıskançlıklar, kazancın eksilmesi, kilo problemleri, hastalıklar gibi birçok etki yaratıyor. Karışık bir zihin, aynı şekilde dağınık bir ortamı yaratıyor ve biriktirmeyi arzuluyor. Biriken, elinizde tuttuğunuz ve bir daha asla kullanmayacağınız  eşyalar da blokajlara  neden oluyor. Elektromanyetik etkiler ise birçok sorununun başında geliyor. Ayrıca karmik çöpleri hiç düşünemiyorum bile! Atalarımızdan devraldığımız bu topraklara verdiğimiz zararın ölçüsünün de bir bedeli olmalı elbet.

Er kişi üzerine düşen vazifeyi zaten bilmekte, bilmeyenlere ya da unutanlara hatırlatalım o halde.

organizmalarFen ve Coğrafya derslerinde buharlaşan suyun buluta, bulutun yağmura, yağmurun toprağa, toprağın bitkiye, bitkilerin de tüm canlılara dönüşmesi, azot, karbondioksit, oksijen ve sonuçta ölüm ve yaşamın arasındaki denge anlatılırdı. Sadece bize ait olduğuna inandığımız bir dünyada; yasa dışı avlanma, patlamalar, yangınlar, zirai ilaçlar, radyoaktif zehirler gibi türlü sebeplerden dolayı tabiatın dengesi bozulunca, ozon tabakasının delinmesi, hava sıcaklıklarındaki dengesizlik, heyelanlar, hayvan soylarının tükenmesi, doğal kaynakların kaybı ve yaşam alanlarının kısıtlanmasına neden oluyoruz.

Her sabah uyandığımızda, bedenimiz ile doğaya neler yapıyoruz;

İşte bir yeni güne yaptığımız katkılar;

Dışkılama, dökülen saçlar ve tüy artıkları, bedenimizden dökülen deri parçaları, parfümler, diş macunları, traş köpükleri… Üstelik güne henüz yeni uyandık.  Günün geri kalanı için ise, ardımıza şöyle bir bakmamız yeterli neler bıraktığınızı görmek için.

Normal şartlarda doğa kendi kendisini temizliyor, fakat insan ve çevresel faktörler bu dengeyi bozduğundan tolere edilmesi imkansızlaşmaya başlıyor. Doğaya bıraktıklarımızı düşününce, insanın içi kötü oluyor öyle değil mi? Halbuki,  sen tabiatın bir parçasısın ve üstüne düşen görevi layıkı ile yapmalısın. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için çevre dostu olabilmeli, bununla birlikte teknolojinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına da katkıda bulunmalısın.

atıklar

“Çöp” diye düşündüğümüz ve aslında işlenerek hem doğaya, hem de ülke ekonomisine katkı sağlayabileceğimiz birçok unsur var. Atıkların doğada yok olma süreleri inanılmaz uzun, lütfen bunları dikkate alarak hareket ediniz.
“Geri dönüşüm candır” derim her zaman. Atıkların önemli bir miktarı geri dönüştürülerek hammadde olarak kullanılıp, yeniden kullanılabilir malzemeler yapılmaktadır. “Sanayi’den gelen sanayi’ye geri dönmeli” prensibini edinirsek, hergün bir sürü geri dönüşüm için atık birikecektir. Bunlar sadece ve sadece kişisel geri dönüşümler. Birçok ülkede ısınma ve elektrik çöplerden elde ediliyor. “Çevresel olarak neler yapılmalı?” varın siz araştırın.

çöp enerji

Şunu hayatımızdan hep beraber çıkaralım; “Geri dönüşüm için zamanım yok”.

Gün hepimiz için 24 saat fakat, bu yine de bazılarına yetmiyor. Koşuşturmacaya yenik düşüp el alışkanlığınızdan vazgeçmeyin. Bir poşet de geri dönüşüm için açın. Her türlü plastik, poşet, cam atıklar, kağıtlar, kartonlar, piller, tıbbi atıklar, yağlar ve alüminyumları ayrıştırın. Bunları geri dönüşüm kutularına bırakabilir ya da Belediye’nizden yardım alabilirsiniz. Üstelik Belediye’lerin atık yağlar ile ilgili ayrı çalışmaları da mevcut. 1 litrelik atık yağ, milyonlarca litrelik suyu kullanılmaz hale getiriyor. Kızartma yağlarınızı bir plastik pet şişe içerisinde biriktirirseniz, gelip alıyorlar. Ayrıca apartmanlarınız için plastik kapaklar için özel kutular da isteyebilirsiniz. Hatta geri dönüşümleri toplayan ve bunu ekmek kapısı olarak görenler var, hiç olmazsa onlara katkıda bulunun.Denize atılan

Bilmem farkında mısınız; “Dünya Ana da sevgiye ve ilgiye muhtaç”. Damarları çürüyor, kolları kesiliyor, havası kirleniyor, eziyet üstüne eziyetler görüyor. Üstelik tüm bunları yapan siz değilsiniz bir başkası. Diyelim ki; onları yapan başkası, peki “şükranlarınızı sundunuz mu?” üzerinde barındığınız, toprağında ekin ektiğiniz ve suyunu içtiğiniz “Dünya Ana’ya”…

Ona hiç, onu sevdiğinizi söylediniz mi? Ya da en son ne zaman bir kuşu ellerinizle beslediniz, kollarınız bir ağacı ne zaman sardı, bir kap suyu minik dostlarınız için kapınıza koydunuz…

dünyaana“Ey insanoğlu; Merhamet Et” … Burası senin çöplüğün değil. “Ben’den”, “Biz’e” dönüşüm için lütfen “EGO” sistemin kölesi olma… “EKO” sisteminde bir kişi, birçok şeyi başarabilir.

Hayatınızda yolunda gitmeyen şeyler mi var? Şimdi sorduğum soruyu bir daha düşünün.
Bizler üzerimize düşen görevlerimizi yapmıyorsak, “Doğa Ana sizce ne yapmalı?”

 

Tagged with: , , , , , , , ,
AİLE, ÇEVRE, DÜNYA, SAĞLIK, TOPLUM, Uncategorized kategorisinde yayınlandı

HIDIRELLEZ VE BAHAR

kışvebaharİs, sis, karanlık, soğuk, hastalık, yağmur ve çamur derken yorucu geçen bir dönemin ardından uyanma zamanı; yani bahar’ın gelişi. Bahar ile birlikte ruhlar da bir başka düzene uyum sağlamaya çalışır. Hızır ayları başlıyor. Çiçekler dallarında tüm ihtişamı ile açmakta, doğanın uyanış kokusu buram buram yayılmakta, güneş ısıtmaktadır artık içimizi. Tüm dinlerde kutsal sayılan gül ağacı aranacaktır bu günlerin başladığı gecede. Çeşitli ritüellere konu olmuş, oldukça farklı inanış ve gelenekler ile varlığını sürdürmekte olan Hıdırellez günü işte bugün.

Neden Hıdırellez kutlanıyor diye tüm bu yazdıklarımdan sonra sormaya gerek bile yok aslına bakarsanız. Bahar tüm yorgunluklardan sıyrılıp kanı kaynatmaya başlıyor, yani insan aslında aşka uyanıyor, çoşku dolu günlere. Dileklerini gerçekleştirmek için neredeyse duyduğu herşeyi yapmaya hazır. Çeşitli ritüeller silsilesi ile dolu bir gün. Peki bu gün ne oldu da biz onu karşılıyoruz.

Aslında bugünde birçok dine ve kültüre ait gelenekler var. Bizler Hıdırellez gününü kutlarken Saint George ve Aya Yorgi ile Haç atma törenleride mevcut. Özü aslında Türk kültürüne ait bir inanış değil, tüm dinlerde ve kültürlerde çeşitlilikler söz konusu. Bayram havasında kutlamalar ile baharı kucaklıyoruz.

dinlerBizim kültürümüze ait inanışa şöyle bir göz atacak olursak Hızır ve İlyas peygamberlerin karşılaştığı gün olarak bilinen 6 Mayıs günü Hıdırellez’dir. Yaz mevsiminin başlangıcı olarak kabul görülmek ile birlikte Hızır günleri başlar. Hızır diğer adı ile Hıdır’ın kelime anlamı yeşil ve yeşilliktir. Hızır ise işlerin kolaylıkla hal olmasını sağlayan, ölümsüzlüğe ermiş, kuran’da da geçen ilim öğretilmiş kişidir. 6 Mayıs da başlar ve Kasım ayının 8’in de son bularak artık yerini tekrar 6 Mayıs’a kadar İlyas günlerine yani kışa teslim eder.

İslami kaynaklarda ve Peygamber efendimizin de hadislerinde Hızır hakkında çeşitli bilgiler mevcuttur. Hz. Musa döneminde yaşamış ilim ve irfan sahibi bir peygamberdir Hızır.

Kısa bir özet geçelim; Hz. Musa ve Hızır’ın yolcuğuna ait birçok hikaye internette mevcut, herkes bence okumalı ve bilgi sahibi olmalı. İçinde yaşadığımız dönemde olayların neden bu denli dengesiz ve sorumsuzluklar zincirine dönüştüğünü görmeli.

sureHz. Musa bir gün İsrail oğullarına vaaz verirken halktan bir soru gelmiş. Kendisinden daha yüksek, daha ilim sahibi kimsenin olup olmadığını sormuşlar. Hayır yoktur diye cevap veren Hz. Musa’ya Hak bir vahiy ile iki denizen kavuşum yerinde kullarından el-hadır yani Hızır’ın daha alim olduğunu bildirmiş. Ve bunun ardından Hz. Musa hizmetinde bulunan bir genç ile yolculuğa çıkar Hızır’ı aramaya başlar. Ve yolculuk boyunca başlarına çeşitli felaketler gelir. Yolculukta kendisine eşlik eden genç delikanlı Hızır’ın kendisidir. Bu yolculuktan çıkartılan büyük dersler vardır. Hızır büyük bir disiplin ve düzen gerektiren olaylar silsilesinde Hz. Musa’ya aslında karşılaştıkları birçok olayların ardında büyük hayırların olduğunun fark etmesini sağlamış, sabır ve erdem ile olayların perde arkasının görülmesine vakıf olmuşlardır. Dolayısıyle Kehf Suresi’nin 60-82. ayetlerinde “Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul…” diye sözü edilen şahsın Hızır olduğu anlaşılmaktadır.

Hızır, yüzyıllar önce Hz.Musa döneminde yaşamış fakat halk hikayelerinde onun varlığına dair delilerin mevcutluğu ile her zaman diliminde boy göstermiştir. Tasavvuf da ve hadislerde Hızır yaşamaktadır.

Hızır’ın yolculuğu ve çevremde anlatılan birçok hikayeden yola çıkarak aslında tüm zamanlarda Hızır hep oradaymış. İstenilen yardım, her daim var olan fakat anahtarı kaybolmuş bir hazine kutusu’nun çilingirinin arayışıdır. Birisinin gelip hazine sandığının anahtarını sunması beklenir. Gönlü temiz, aklı ve vicdanı arasında köprüler kuran, hayır işleri ile meşgul olan, dünyevi ihtiraslardan uzak kişi için dilekler, evrende kocaman bir super markette tüm ürünlerin bedava olarak sunulması gibidir. Elini uzattığında o isteği oradadır. Çünkü gelmiş ve geçmiş tüm zaman birimleri ve gelecek aslında anda şu anda yaratılmaktadır.

Bu güne dair ritüeller;

un
Annem’in anlatımını da aktarıyorum sizlere. Hızır orucu tutulur ve köylerde ambarlardaki çuvalların ağızları açılırmış. Hızır’ın gelip o çuvallara dokunması ve yıl boyu bereket içerisinde olmaları beklenirmiş. Annem un çuvalının üzerine çok büyük bir elin gelip bastığını söylemişti. Yıl boyunca tarlada mahsuller bire bin vermiş ve oldukça bereket içerisinde bir yıl olmuş. Ayrıca gül ağacı altına taş üstüne taş koymak ise ev isteyenler için. Yoğurt mayalanıyor, su, tuz ve şeker de bir tepsi içerisinde bardaklarda konularak geceden sabaha kadar bekletilip ertesi gün tüm ev halkı bunlardan tadıyor. Çeşitli dilek isteme yöntemleri de mevcut tabi.. dilekler
Bir kağıda dilekleri yazıp toprağa gömmek veya akarsuya bırakmak.
Ağacın dallarına kırmızı ip ve kurdelalar bağlamak. İstenilen dileği modellemek, paraları geceden gül ağacının dibine bırakıp sabah almak, ateş üzerindenateş üzerinden atlamak, su kenarlarında eğlenmek vb. gibi.

Aklınıza ve mantığınıza hangisi uyuyor? İçinizin çekmediği hiçbirşeyi sırf birileri yapıyor diye yapmayın. Sizde kendinize göre bir ritüel geliştirerek böylelikle zihninizdeki karmaşalıktan kurtulup dileklerinizin olabilirliğine yer açabilirsiniz.

düşünce

Bu gece dileklerinizi evrene yollamadan önce geçmiş dönemlerde neyi istediniz ve olmadı? Öncelikle ona bir göz atarak ısrarcı tutumlarınızdan kurtulun. Herşey de hayır arayın. Ayrıca sadece sizin değil başkalarının da hayrına olmayacak dileklerde bulunmayın. Kendinize olumsuz enerjiler için kanal açmış olursunuz. Önce iğneyi kendinize batırın sonra çuvaldızı ile başkasının canı nasıl acıyabilirmiş onu hissedin.

Tüm yaratımlarınızın bütünün hayrına olması dileğiyle.
Tagged with: , , , , , , , ,
DÜNYA, Gündem, KİŞİSEL GELİŞİM, TOPLUM kategorisinde yayınlandı

Dünden Önce, Yarından Sonra

fotoğraf (4)Yarın öğlen 12:30 gibi ay yenisinde görünecek. Yeni başlangıçlar, yeni umutlar ve yeni olan  binlercesine gebe bir dönem bizleri bekliyor.

Gökyüzü sıfırlanmak için fırsatlar sunuyor. Koç da gerçekleşecek yeni ay bizlere büyük bir değişim ve dönüşüm dönemini işaret etmekte. Her an büyüyoruz ve her an fırsatlar önümüze geliyor. Fakat, yeni olana yer açmak için eskisinde olan enerji ile vedalaşmalıyız.

Uzun zamandır sınavlar ile test ediliyoruz. Büyük bir olgunluk ile hayatınızdan neyi çıkartmak istiyorsanız, feda etmeniz gerekenlerin de farkına vararak içsel aydınlanmanıza yardımcı olabilirsiniz.

Zaman bu zaman.

Dünden öncesine ve yarından sonrasına odaklanarak çalışın kendinize. Sorarım size kendisine yardım edemeyen insanın başkasına nasıl faydası olabilir?

Tüm bağ ve bağımlılıklardan özgürleşmek, ego ile çıkar çatışmalarından uzaklaşmak, madde’nin dünyasındaki algılarımıza  göz atmak ve köklerimiz ile ilgili gerçekleri gözden geçirme zamanı.

Ayrıca, sağlığımızla ilgili ertelenenlere ve sevgiyi karşılama ile alı konulduğumuz alanlar arasında gerçek bir  yüzleşme için oldukça güzel bir fırsat.

Bu gece yarısından yarın öğlene kadar buna odaklanıp bağ kurun. Hayatınıza giren insanlara teşekkür edin. Tanrısal olan ile irtibat kurabilmeniz için sınavların yol açtığı yaralara da izin verin kabuklansınlar. Hiçbir yara kabuk bağlamadan yenilenemez. Siz izin verdiğiniz ölçüde her şey hayatınızda anlam bulacaktır.

Yaşanılan her şey önce düşüncenizde var oldu. Bunlar sadece sizin düşünceleriniz olması gerekmiyor. Enerjinizi verdiğiniz her şey bu yaratıma ortak olmakta. Evren ile bugün bir anlaşma yaparak sözleşmenin maddelerini siz belirleyin. Size atılan tüm çapalardan ve sizin ısrarla inat ettiğiniz tüm konulara attığınız çapalardan özgürleşmek için kendinize zorunlu bir madde koyun. Özgürlüğünüzü kısıtlayan eylemlerden, sorumluluklarınızı alacağınıza dair de bir madde koyun. Tüm bağlar gümüş bir makas ile kesilecek şekilde gerçekleşsin. Ve artık anda kalarak, var olmaya kendinize izin verin.

Saatler öğlen 12:30 ‘u gösterdiğinde evrene hayrınıza olacak dileklerinizi sunun.

Unutmayın! Zihin geçmişin birikiminden başka bir şey değildir.

yeni ay

Tagged with: , , , , , , , , , , ,
ASTROLOJİ, DÜNYA, Gündem, KİŞİSEL GELİŞİM kategorisinde yayınlandı

Bir İyilik Yap Kendine

Socrates

Tagged with: , , , ,
KİŞİSEL GELİŞİM kategorisinde yayınlandı

Düzenli Ollll

dff1babb70bef78c6ec79c64ace2f877

b57ddb89911812d09a3646e90ae93a5e

a1887fefe9b53367bfe8e498e456a322

74e9270b1939e70a0487a784c2e9581a

59a49aa14e5da4c4e445f642e428760c (1)

1b4ce02e085e8a336f7e6ac4e09f6629

or1

or3

or10

or4

or5

or6

or7

or8

or9

or9Düzenli Ollll

Tagged with: , ,
Dekorasyon, FENG SHUI "Rüzgar&Su", MEKAN ENERJİLERİ kategorisinde yayınlandı
Blog Stats
  • 65,039 hits
Değişim süreklidir..
Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄ƷÇemberi daha iyi anlamak için, hep onun üstünde yürüdüğünü düşünmek yeterlidir..Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ
KONFICYUS diyorki..
Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz.
Aborjin’in duası…
Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim, Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum. Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum. Ruhunu canlı tutmana yetecek kadar mutluluk diliyorum. Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum. İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum. Sahip olduğun herşeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum. Son elveda´yı atlatmana yetecek kadar ´merhaba´ diliyorum.
Evleriniz Canlıdır
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin!” Hadîs-i şerifinde Resûlü Ekrem ne demek istemiştir? “Evinizi kabirlere çevirmeyin!” demekle, “Evinize de rahmeti çekin!” demektir. “Eviniz ölü değildir. Nûrlansın!” demektir.
Indian henna #ATATURK #Greatleader #importantsignature #instatürk #instagram #love Organic cherries Cherry liqueur time Panter is eating melon ☺️❤️ yumm yumy #melon #eat #britishshorthair #cats #live #instagram #joy #kediler #love @tolgaozbey_ Huzur @tolgaozbey_ Uykucuu ❤️😊 Keyif #nescafe #joy #instagram #coffee #summer Kırıtıklar 😊 Güneşe yüzünü dönenler... ThePanterÖzbey @tolgaozbey_ #britishshorthair #instaturk #instagood #pet #cats #kediler #instaframe Candan öte.. @tolgaozbey_ #britishshorthair #kediler #cats #pet #instaturk #instaframe #instagood Gördüm gördüm bir sinek gördüm sanki :) güzeller güzeli annemizin hipnotik bakışları. @seydaozbudun @tolgaozbey_ #britishshorthair #kediler #love #pet #cats #instagood #instaturk #instaframe Anne olmanın gururuyla bebekerini emzirirken Kaşmir,  adından daha yumuşak ve özenli. @seydaozbudun @tolgaozbey_ #britishshorthair #cats #love #instaturk #instagood #instaframe #kediler @tolgaozbey_ #britishshorthair #cats #love #kitten #kediler #instaturk #instaframe #instagood @tolgaozbey_ #britishshorthair #kediler #cats #instagood #instaturk #love #kitten #instaframe Torunlarımız.. @tolgaozbey_ #britishshorthair #kitten #cats #instaturk #instaframe #instagood #love #kediler @tolgaozbey_  #instagood #instaturk #instaframe #cats #britishshorthair #pet #love #instagood #instaframe #istanbul #birds #eat #love #instaturk #cats #love #live #pet #instagood #instaframe @tolgaozbey_
Sonsuz Potansiyele Sahibiz

Cinsiyet, ırk, yaş, aile, dini inanışlarımız, rollerimiz, mesleğimiz, eğitimimiz ve daha sayabileceğimiz bir sürü etiketlerimiz madde ile ilgiliydi ve buradaki benzerlerimiz ile oyunumuzu oynamak için gerekli olan argümanlardı. Fakat biz bu değiliz.

Yazının devamı indigo dergisinde yayınlanmaktadır.

E-mail

Nihal Demir Özbey
fengshui.nd@gmail.com

Ruhun Gıdası
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 1.337 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: